KOMŞU KIZI VE BAHAR

Yıl: 1975… Yer
; İstanbul’un eski semtlerinden  “Samatya”..  olay;
Az zaman farkla doğan iki küçük kız bebeğin dünyaya gözlerini
açması ile başlıyor….Müstakil evlerin arasında inşa edilmiş
beş katlı
apartmanların birinde devam ediyor….

Komşu kızı, beş kızı olan bir annenin en küçük çocuğudur. İlk
anılarım evcilik oynadığım günlere, bayram günlerine ait olanıdır….
Alınan bayramlıklarımızı birbirimize göstermez, o güne kadar hiç
bahsetmezdik. Bayram sabahı apartmanımızın ortak bir katında
buluşur, bir-iki-üç diyince en yeni halimizle birbirimizin karşısına
çıkardık… Muhakkak ikimizden biri üzülürdü.. Çünkü birimiz daha
cicili bicili halde o bayramın şıkı olurduk.

Bir gün, arkama sakladığım elimdeki toplu iğne ile komşu kızına
indim.  Annesinin duyamayacağı şekilde konuşarak durumu
anlattım. Hemen kabul etti. Toplu iğneyi ilk önce komşu kızının
parmağına sonra kendi parmağıma “hart” diye batırdım.
Parmaklarımızın ucunda  küçük kırmızı kan damlacıkları oluştu.
İşaret parmaklarımızı havada birleştirdik. Kanlarımız karıştı, aids ve
hepatit’ten habersiz oracıkta kan kardeş olduk….  

Sıcak yaz günlerinde Florya “Güneş Plajı”na gitmek büyük bir
mutluluktu. Bir gün önceden komşu kızıyla anlaşır denize
gidebilmek için annemizin başının etini yerdik. Cümbür cemaat
plajın yolunu tutardık. Sabah erken saatte uyanmak…Piknik
çantalarına domates, peynir koymak, dolma yapmak
geleneklerimiz arasındaydı… Plaja hazırlandığımız bir gece, mutfak
tezgahında gördüğüm krem peynire parmak attığımı ve sabaha
kadar ağzımdan köpükler aktığını hiç unutmuyorum. Peynir diye
parmakladığım şey beyaz krem mintax  (bulaşık sabunu) çıkmıştı….

Ergenlik dönemine eriştiğimiz günleri de beraber geçirdik. Mahalle
çocuklarından kimseyi aramıza almıyor, ikimiz birbirimize
yetiyorduk… Komşu kızına konuşma teklifi gelmeye bile başlamıştı..
O zamanlar flörtün adı “konuşma” daha sonra “çıkma” olarak
anıldı.. Flört teklifleri beni üzmüştü... Ağabeyimin olması sebebi ile
kardeşe yamuk yapılmaz misali bana kimse teklifte bulunmadı…

Okullar nedeniyle ayrı hayatlar yaşadığımız dönemlerde oldu…
Fakat irtibatımızı hiç koparmadık. Arkadaşlığımız kaldığı yerden
devam etti. İkimize bir arada hiçbir arkadaşımız dayanamadı…
Aynı şeylere gülüyor, aynı şeyleri ti’ye alıyorduk. Ebeveynler
olmadan çıkılan ilk yaz tatilim komşu kızı ile başladı. Diğer tatillerim
de komşu kızıyla devam etti. İkimizi bir arada sadece kızlar değil
karşı cinste çekemiyordu. O kadar çok anı, o kadar çok gülünecek
şey vardı ki… İnsanların tahammül sınırlarını zorluyorduk…

Komşu kızının yanına kimseyi yakıştıramazdım. Hepsine bir kulp
bulurdum. Aşklarımız başlamadan biterdi… Komşu kızı sayesinde
terk edilmeler, terk etmeler daha çabuk atlatılırdı.. Yeni biten
ayrılıklar sonrasında  Beyoğlu’nda kutlama yaptığımız zamanlar bile
oldu…  Bu durumu gözyaşı döken  erkek görse felç geçirirdi.… Her
ayrılık bizim başlangıcımız olurdu…  Bizim için birlikte geçirilecek
daha çok çılgın zaman demekti…

Yaş kemale erdi evlilik günleri kapımıza dayandı…  İlk önce
evlenmeye karar veren ben oldum.. Komşu kızı da son bir atakla
bana yetişti… Biraz acele karar vermiş gibiydi… Gönlüm onu arkada
bırakmak istemiyordu... Mutsuz olurdum. Ben “evli” o “bekar”
olacak iş değildi… Komşu kızı da böyle düşünmüş olmalı ki aynı
şartlarda  hayatımıza devam edelim istedi…. Ben sevdiğim adamla
nişanlandım. 15 gün arayla komşu kızı da nişan yüzüğünü
parmağına taktı... Eşlerimizle birlikte 3 ay içinde nikah
masasındaydık. Bu özel anlarımızın şahidi ikimizden başkası
olamazdı…  İmzalarda 15 gün arayla atıldı….. Tabii! birbirimizin
nikah şahidi olarak….


Evdeki hesap çarşıya uymadı…. Evlilik herkes gibi bizi de değiştirdi.
Eşler aramıza girdi. Komşu kızının eşi beni sevemedi…. Yavaş
yavaş benden uzaklaşmak zorunda kaldı.  İlk önceleri bu duruma
alışamadım.. Lanet ettim. Hayatımda iz bırakan dostumu
kaybediyordum… Kapıyı çalmasını, elini kolunu salaya sallaya içeri
girmesini, bir şeyler anlatmasını bekledim durdum..


Tüm anılarım, sırlarım, çocukluğum, bekarlık günlerim, tatillerim,
sevincim, üzüntüm komşu kızında saklı kaldı…   Göz göre göre
başımı dayadığım omuz gitti. Telefonun ucunda bıraktı beni.
Haliyle eşini tercih etti. “Vay beee! Helal sana.” dedim. Bensiz
hayatında mutlu olmasını diledim.

Dereden çooook sular aktı. Bir kız çocuk dünyaya getirdim. Komşu
kızı gibi “koç” kadını olsun istedim. Tutturdum. Günler günleri
kovalarken bir gün komşu kızı telefonun ucundan çıkıp, karşıma
dikildi, “boşanıyorum” dedi….  Gerisini anlatmayayım.. Uzun
hikaye…

Son durum ; komşu kızı ikinci evliliğinin hazırlığında. Nikahına yine
şahit edecekmiş beni. Gelinlik giyecekmiş. Çok mutluyum.  
Mevsimlerden de “bahar”..  

Hayatımızdaki değişiklikler hep bahar mevsimine rastlar.. Bu
mevsimin bizde ayrı bir yeri olmuştur.  . İlk evlilik adımımızı yine bu
mevsimde atmıştık. Yeni bir evlilik mevsimlerden de “bahar”…..  

Kızımı da böyle güneşli bir bahar sabahında dünyaya getirmiştim.
Komşu kızının da bir kız çocuğu olsun istiyorum. Adını da “bahar”
koysun.



Dostsuz kalmayın.
Sevgiyle
Mayıs/2005

Diğer yazıları:

Başlık yok,
konu yok...