BAŞLIK YOK , KONU YOK..

İlk defa bir sitede, kendime ait bir köşede yazmanın gururunu
yaşıyorum.

Öncelikle pencere komşularım Pedagog Hakan Bey ve Avukat
Hayati Bey’e “ben de buradayım” demek istiyorum. Kendilerine
burada oldukları için de teşekkür ediyorum.

Aklıma estikçe, istediğim konuda özgürce “mola” köşesinde
yazacağım. İlk yazı olacağı için günlerdir konu beğenemiyorum.
Reyting kaygısı ne illet bir şeymiş…

Yazar gibi havaya girmek için neler yapıyorum neler… Evde gece
vakti yazmak istiyorum. O nedenle hep erteliyorum. Malum anne
olunca günü hoşaf gibi bitiriyorum.

Bugün yazmak için uygun bir gün. Dışarıda tam bahar havası var.
Masmavi  gökyüzünde bulutlar tek tük. Bembeyaz bir bulutu,
okunmaya hazır, sayfası açık bir kitaba benzetiyorum. Yoğun akıcı
bir trafikte 15 dakikada evimin önüne geliyorum. Off! oto park bile
boş…

Kızım koşarak kapıda karşılıyor beni. Sıkıca sarılıyor... İçeriden
tertemiz sabun kokusu geliyor. Bugün evimde temizlik günü
olduğunu hatırlıyorum. Sevgi hanım yine her yeri temizlemekten
aşındırmış….

Bakıcımız evine erken gitmek için bir problemin olmadığını, akşam
yemeği için bana yardım edebileceğini söylüyor. Anlıyorum ki
bakıcımız vakit bulamadığım bu yazı için bana yardımcı olmaya
çalışıyor...Kızım bugün çok uysal. her şeye evet diyor. Pamuk
prenses ve yedi cüceler kitabını okutuyor bana. Hikayeyi  5 kere
daha okutmuyor. Sadece resimlerine bakıp yerine koyuyoruz. Kapı
zili çalıyor. Eşim koca bir  papatya demeti ile içeri giriyor. Gözlerime
inanamıyorum…

Bu çiçek ilk yazım için mi? Herkes anlaşmış diye düşünüyorum….

Bakıcım “buyurun yemeğe” diyor. Yemeğe kalamayacığını ekliyor….
Eşim, ben ve uslu kızım yemek masasında yerlerimize oturuyoruz.
Eşimle sohbet ediyoruz. Ortadaki Papatya dolu vazo, eşimi
görmeme engel oluyor. Sağa sola eğilerek konuşuyoruz. Kızım
pırasa bile yiyor. Çok memnun oluyorum. Yazmanın tam zamanı
diyorum…

Eşimle masayı çarçabuk topluyoruz. Bugün şanslı bir günümdeyim
bulaşık makinesi de boş.

Kızım kendi uyumak istiyor. Pijamalarını itirazsız giyiyor. Dişlerini
uzun uzun fırçalamak istiyor... Kocaman bir iyi geceler öpücüğü
alıyor benden. Doğru yatağına……

Eşimle bir iki lafladıktan sonra bilgisayarımın başına oturuyorum.
Gecenin karanlığına bakıyorum. Camı açıp tertemiz havayı
ciğerlerime çekiyorum. 9. kattan aşağı fazla bakmadan pencereyi
kapatıyorum. “Deprem falan olmaz da yazarım inşallah” diyorum  
Eh! Bu kadarı da pes yani diyorum. Kahvem hazır masamda. Bu
gün eşim beni çok şımartıyor. Bu keyifle iyi yazarım……………

Hem de çok iyi yazarım. Hayali bile gerçek gibi yazarım.

Genel müdürüme çapraz bir masada gizli,saklı daha iyi yazarım.

Eşim kahve getirmese de çaycımız karamercan hanıma üç-dört
telefondan sonra getirtir ve ben yazarım.

Çalışma arkadaşlarım neyle uğraştığımı bilmese de ben yazarım.
Kızım ağlayarak arasa da, “anne gel” “anne gel” dese de ben
yazarım…

Eşim telefon etmiş olsa da “akşama balık hazırla” arkadaşlarımız
gelecek dese de ben yazarım…

Bakıcım “Aynur ne olur erken gel, bugün işim var “ dese de ben
yazarım. Temizlikçi 3 haftadır beni ekmiş olsa da ben yazarım. Evi
… götürse de ben yazarım.

Ama nasıl yazarım, ne yazarım, kime yazarım…



04/04/2005
Aynur Güleçal

Diğer yazıları:

Komşu kızı ve bahar